Dindeki melodiler ve onların yorumlanmalarında ki uyuşmazlık hakkında – Nihat Ademov ile son derece samimi bir söyleşi

(Nihat Ademov)

İslam’da ki müzik konusu ve hükmü yıllar içerisinde her zaman birçok tartışmaya sebep olan bir konu oldu. Ve günümüz de ki modern toplumda da görüşler çok farklıdır. Bir çok kişi “haram” olduğunu iddia ediyor ve onlar için “dini müzik” birleşimi mutlak bir oksimoron, yani cümlelerin ters kullanıldığı ve kuvvetlendirildiği bir sanat. Diğerleri ise müzik yaparken sözlerin derinliğini kullanarak gençleri dine çekmenin bir yolunu buluyordu. Ve bunu derin bir değerler krizi içerisinde bulunduğumuz dönemde yapıyorlar – tam 15 yıldır.

Bu durumun temel öncülerinden olan bir kişi – Rudozem bölgesinde ki Vitina köyünden olan Nihat Ademov.

Nihat Ademov Mestanlı İmam Hatip Lisesi mezunudur. Bulgarca dilinde dini müzik yapma fikrinin ilk orada oluştuğunu itiraf ediyor. O zamana kadar ilahiler ya Arapça, ya da Türkçe olarak vardı. Çok geçmeden, toplumun genel algısını yıkıp, gelenekleri kırarak önce “Vest” grubunu oluşturuyor, ardından da “Studio Vest” olarak yoluna devam ediyor. Hayatının son 18 yılını imam olarak görev almakla devam ettiren Ademov, boş zamanlarını müzik etkinliği ile dolduruyor. Ancak müzik yapmanın ne kadar derinlik gerektirdiğini yaşayarak fark ediyor ve müzik eğitimi yapmanın zorunlu olduğu anlayarak bu alanda eğitim almak için bir okula kaydını yaptırıyor. Kısa süre önce Filibe Üniversitesi’nde - “Müzik eğitimi pedagojisi” dalında mezun olurken, hemen ardından Filibe AMTİİ’den - “Müzik terapisi” alanında ekstradan yeterlilik belgesi alıyor.

Grubun 15 yıllık geçmişi için, “Vest” grubunun yaptığı şarkılar hangi mesajı veriyor, müziğin verdiği tartışmalar ve sebep olduğu çekişmeler hakkında Nihat Ademov anlatıyor.

“Vest” artık 15 yıldan beri var – bu tarz müzik yapmaya nasıl karar verdiniz, bu dönem zarfında kaç albüm çıkardınız, grubunuz kimlerden oluşuyor?

Hiç şüphesiz müzik günlük hayatımızda aktif bir şekilde var. Camide çocuklarla olduğum zamanlarda onları kulaklıkla çokça görüyordum. Ve bundan 15 yıl önce benim gibi düşünen arkadaşlarımla müzik yoluyla dine ve dini eğitime yeni bir giriş yapabileceğimize karar verdik. Bir kaç tane şarkı yaptık ve gençlerin hoşuna gittiğini gördük. Ve böylelikle Bulgarca 9 albüm çıkardık, bir tane de deneme amaçlı kendi eserlerimizden çevirip yaptığımız Türkçe albümümüz var. Bu durum da zaten işimiz esnasında meydana çıktı. Dini programlara katılmak için bir çok davet alıyoruz, bu yüzden de bazı şarkılarımızı çevirmeye ve bir albümde toplamaya karar verdik. Son albümümüz 2018 yılında çıktı, şimdi yeni bir tane hazırlıyoruz ve artık kayda aldığımız 4 şarkımız var.

Ekip olarak çalıştığımız insanlar da yıllar içerisinde değişikliğe uğramıştır. Şu aralar katıldığımız programlarda imam Vahdi Delihusev ile birlikteyiz. Yeni albümümüzde gençlere de okumaları için bazı parçalar vermeyi düşünüyoruz.

(Nihat Ademov ve Vahdi Delihusev)

Ne için şarkı söylüyorsunuz, parçalarınızın ana konusu ve vermek istediğiniz mesaj nedir?

Ana konularımız – ahlak, yakınlarımızı sevmek ve onlara iyi davranmak, ana babaya saygı, fakir ve yoksulları gözetme. Amacımız Allah-u Teala’yı ve Peygamberlerini tanıtmak. Gayretimiz yenilikçi olmaya, insanları sevdikleri çağdaş tarzdaki melodilerle etkilemeye ve böylelikle kalplerine dokunma yönündedir. Müzik günlük hayatımızda var – herkes dinliyor, bizim yaptığımız müziği dinleyerek, insanlar dil engeli olmadığı için dinin derinliklerine daha kolay dokunabiliyor.

Nerelerde en sıklıkla sahneye çıkıyorsunuz?

Genellikle sahneye düğünlerde, kültürel ve dini kutlamalarda çıkıyoruz. Sıklıkla gittiğimiz bölgeler Velingrad ve Gotse Delçev, bunların yanı sıra Krasti bölgesinde de bir kaç kez bizleri dini program içerikli düğünlere davet ettiler. Bunlara ek olarak ta, artık ikinci kez Başkent Sofya Belediyesi tarafından düzenlenen ve bu yıl Eylül ayının ortalarında gerçekleşecek olan “Dinler arasında çeşitlilik” adlı foruma katılacağız. En son 3 yıl önce katıldığımız bu platforma bu yıl yeniden Başmüftülük tarafından, ülkemizde ki tüm dini toplulukların katıldığı bu foruma katılmamız ve Müslümanları temsil etmemiz için davet edildik.

Müziğiniz için dini açıdan caiz olup, olmaması konusunda farklı görüşler var.

Dinde zaten bir çok konuda, hemen hemen her şeyde farklı görüşler var. Ve evet haklısınız ki, bizim müziğimiz hakkında çok zıt görüşler var. Bazı âlimler helal olduğunu söylerken, bazıları da haram olduğunu söylüyorlar. Ben size kimin hangi kaynağı baz aldığını söyleyebilirim, çünkü bende bu konuyu araştıranlar arasındayım.  Bu tarz müzik yapılmasına karşı çıkanlar Kur’an-i Kerim’den bazı ayetleri alıp, konuşuyorlar - İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (Lokman suresi, 6. ayet) Ve birçok kez de bu ayetin orta kısmına vurgu yapılıyor ve “satın almak” üzerinde duruluyor. Ancak, bir başka kesim de var ki – müziğimiz hakkında manidar bir içeriğe sahip olduğu için ve iyiliği önerdiği için haram olmadığını söylüyor.

Hiç şüphesiz ki müzik psikolojik manada ve hatta genel olarak insan üzerinde etki bırakıyor. Müziğin de temelleri var ve kendine has bir teorisi var. Bütün bu konular için eğitim görülüyor, aynı dinin temelleri – konumuz İslam dini -  öğrenildiği gibi bunlar da öğreniliyor. Bilim öğrenilmesini haram olarak lanse edemeyiz. Ve müzik bir bilim dalıdır, değil mi? Ve bununla beraber oldukça da karmaşık bir bilim. Ben bilemiyorum, nasıl oluyor da bir şeyin haram olduğunu bu kadar hafif bir dille söyleyip, onu inkâr edebiliyoruz. Ancak şöyle bir gerçek var – bir çok durumda anlamadığımız bir şey olduğu zaman onu inkâr edebiliyoruz.

Yine diğer bir kesim, müzik enstrümanlarının haram olduğunu iddia ediyor. Bu tamamen tarihsel sebeplerden dolayı son derece asılsızdır. Mesela piyano 18-ci yüz yılda aktüel oluyor, son peygamber zamanında yokmuş.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim, özgürlüğün inkişaf ettiği bir zamanda yaşıyoruz ve herkes onu sakinleştiren şeyi takip etmekte özgür bırakılmış. Uğraştığım şey hakkında içim rahat, konuyu araştırdım ve insanları günah içerisine sürükleme gibi bir kaygı ve endişelerimin olmadığını söylemek istiyorum.

Sosyal medyada fark ediliyor ki, şarkıların vermiş oldukları mesajlara odaklanmak yerine insanlar sadece melodiyi dinledikleri için kınandığınız görülüyor -  bunu nasıl yorumlayacaksınız?

Böyle bir suçlama da var, haklısınız. Fakat açıklıyayım, neden bir çok eserimde melodinin galip gelmesini seçtiğimi. Balkanlarda yaşıyoruz ve burada o kadar çok çeşitlilik var ki. Bizim parçalarımıza Arapça motifler ve unsurlar da ekliyoruz. Bunun üzerine yine bir çok insan melodi olmaması gerektiğini, hatta ritim bile olmaması gerektiğini sadece hafif bir arka planın uygun olduğundan bahsediyor. Bu haliyle çok kolay ve yapması basit oluyor, fakat bana göre çeşitlilik olmalı ve çağdaş stillere vurgu yapılmalı. Ve eğer kişi şarkının sözleri üzerinde düşünmek isterse, melodi ona engel olmayacaktır.

Bazıları, İslam müziği dinleyerek zamanın boşa harcandığını, bunun yerine Kur’an-i Kerim okunabileceğini, Hadis-i Şerif okunabileceğini ve sohbet dinlenebileceğini söylüyor, bunu nasıl yorumlayacaksınız?

Seni eğiten bir şey zaman kaybı olarak değerlendirilemez. Müziğin bir taraftan rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi var ise, diğer taraftan eğitici bir fonksiyonu da var. Herkes dini farklı bir şekilde algılıyor. Yine farklı bakış açılarına geldik.  Görülen uygulamalar ve zaman bize gösteriyor ki, sadece ders ve Hadis-i Şerifler ile ilgilenenler hayatında ki dengeyi yakalayamıyorlar. Psikolojik bozukluklar meydana gelebiliyor. Dinin amacı bu değildir, kesinlikle. Dinin asıl amacı ve ana mesajı insanların mutlu olması ve hayatlarında ki dengeyi bulabilmeleri. Allah-u Teâlâ’yı tanımıyorsan, O’nun (C.C.) yolunu izlemiyorsan nasıl mutlu olabilirsin ki!? Bizi Yaratan, vermiş olduğu mesaj da – Kur’an-i Kerim’de – insanı neyin en çok mutlu edeceğini bilendir. Kur’an-i Kerim içerisinde hayatın kurallarını barındırıyor. Ve kitabın hiçbir ayetinde bütün gün ders dinleyip, Hadis-i Şerif okumamız gerektiği yazmıyor. Müslüman olan kişiden beş vakit namazını kılması isteniyor. Diğer önerilenler arasında da “... ve Allah’ı çokça zikredin...” (Enfal Suresi: 45) ifadesi var, yani Onu (C.C.) unutmayın. “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. ...” (Cuma Suresi: 10). Ben bunu başka bir şekilde de söyleyebilirim – dinden uzak olan insanlar her zaman aşırılıklara kaçıyorlar. Ben insanlara Kur’an-i Kerim okumalarını tavsiye ederim, sohbet dinlemelerini değil. Çünkü sohbetler ve dersler yorumdur ve herkes kendi bilgi seviyesine göre yorum yapar. Herkes kendi bakış açısını ortaya koyar. Ders anlatan konuşmacı Allah-u Teâlâ’nın adına konuşuyor – denmez, Allah, ancak bize Kur’an ile konuşmaktadır.

Müziğinizden hoşlanmayanlara, inkâr edenlere nasıl cevap veriyorsunuz?

Onları caydırmak için bir zamanlar epey emek harcıyordum. Fakat zaman bana provokasyonlara fırsat vermemem gerektiğini öğretti. Onlara bazı özel yazıları okumalarını tavsiye edebilirim. Bunun bu günden yarına değişmeyeceği benim için çok açık. Dedemin nesli bu şarkıları Türkçe olarak söylüyorlardı. Hiç kimse Bulgarca şeklini düşünmemişti bile. Yakın bir zamana kadar, bir kaç yıl öncesine kadar camilerde sadece Türkçe ve Arapça konuşulması gerektiği anlayışına sahipti toplumumuz, hatta bir kaç yıl öncesine kadar Cuma Hutbesi bile Türkçe veya Arapça olarak okunuyordu. Ne mutlu ki, artık bütün merkezi camilerde Bulgarca kullanılıyor.

Peki sizde ki bu cesaret nereden geliyor?

Mestanlı okulunda daha dokuzuncu sınıfken bende ki kıvılcımlar kendini belli etmeye başlamıştı. Org çalan bir çocuk vardı. Ben çocukken akordeon da bir kaç melodi çalmayı öğrenmiştim zaten, sonra onları orgda çalmayı denedim. O andan itibaren bende çok şey değişti. Ayrıca, bir öğretmenimiz bize şöyle bir fikir verdi – artık içimizden birinin çıkıp, Türkçe olan bu şarkıları Bulgarcaya çevirmesi gerekiyor. Ve ben bunu belli bir zaman sonra da olsa denemeye karar verdim.

(Başmüftülüğün Ramazan ayı programına katılım esnasında)

Peki geleceğe dair planlarınız nelerdir?

Fikirlerim var, daha çok genç insanı bu konu ile meşgul etmek istiyorum – ancak onların günlük hayatının ne kadar karmaşık olduğunun da farkındayım. Onların eğitim hayatları bir hayli yoğun. Fakat bence çocuklar ne yaparsa yapsın, onlar için her zaman bir artıdır, çünkü bir yandan bilinçleri gelişirken, diğer yandan uygun olmayan işlerle meşgul olmaları engelleniyor. Aslında Başmüftülüğün bünyesinde böyle bir çalışma gerçekleştirmiştik, ancak ne yazık ki destek bulamadık. Ve yine Başmüftülük tarafından, onların bir çok programlarında katılım göstermemiz için davet almışlığımız var ve bunun için kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Geleceğe dönük olarak, aramıza müzik aletleri çalan arkadaşların katılmalarını çok arzu ederim. Grubumuzun genişlemesini ve gençlere de görev vermek isterim. Benim bir dönem müzik öğretmeni olarak da çalışma fırsatım oldu. İleriki zamanlarda da bu alanda çalışmalarıma devam etmeye niyetliyim. Müzik, benim hayatımın her aşamasında var olmuştur. Ancak üniversite bana farklı bir bakış açısı kazandırdı, ufkumu genişletti.

 

Yazar: Natalia Kehayova – Mollova

Çeviri: Meliha Musa 

Kaynak: Rudozemdnes.bg

 


© Müslümanlar diyaneti. Tüm haklar saklıdır.